yaşamak seninle güzel ancak

Cemil adında bir arkadaşım vardı yıllar öncesinden çocukluk günlerimden .Böyle bir siteye rastlayınca Cemil’in hikayesini buraya yazmaya karar verdim.

Sessiz sakin İçine kapanık bir çocuktu hep birlikte takılırdık ancak o bir türlü gruba tam manası ile uymaz hep bir adım gerimizde kalırdı.Sözüne sadık dost canlısı birisi olmasına rağmen onun bu geride kalışlarına bir anlam veremez, onu grup içinde dahada aktif olmaya zorlardık.O ise bize aldırış etmez çoğunlukla kendi dünyasında yaşardı.Şiirler yazardı  mükemmellik diye bir şey varsa eğer işte tam o tanıma uyan derecede.Biz o kelimeleri nasıl bir araya getirdiğini ,böylesi güzel şiirleri nasıl yazabildiğini merak eder onun sayesinde bizlerde yazmaya çalışırdık ama nafile.
“Oğlum sen aşıkmısın lan bunlar nasıl bir beynin ürünü olabilir”dediğimizde  “yürüyün be oğlum aşk kim biz kim bizi kim sevsin “der konuyu kapatırdı.
Günler günleri kovaladı Cemil’in mahsunluğu içe kapanıklığı bin kat arttı önce bizleri terk etti sonrasında takıldığımız mekanları.İşin doğrusu ne biz onu anlayabilmiş nede o anlaşılmak istenmişti bizim tarafımızdan.

O dönemde yaşlarımız 16-17 civarı idi.Bizler hayatı bir oyundan ibaret görürken meğerse ne fırtınalar yaşarmış  körpecik  yüreğinde. Ne derdini açılabilmiş ne çaresizliğini paylaşabilmiş başkalarıyla. Cemil evden kaçmış diye duyduk önce.Kimbilir ne derdi vardı diye her kafadan bir ses çıktı günlerce kahvedeki aylak adamlar fikir yürüttüler onun hakkında.Uzunca bir süre onu gören oldu nede bir haber alan.Ailesi per perişan oldu ancak ne bir haber alabildiler ne de bir bilgiye ulaşabildiler.

Aşağı yukarı üç yıl gibi bir aradan sonra bir akşamüstü köyün kahvesinde arkadaşlarla laflarken askeri bir jip durdu kahvenin önünde.gelen karakol komutanı idi.”Cemil Sonkayanın evi nerede kim biliyor ” diye sordu.Muhtarımızda o esnada orada olduğundan sordu “hayırdır komutanım Cemilden bir haber mi var” Evet dedi komutan yüzünü acı bir ifade ile buruşturarak.Cemil intihar etmiş kısacık hayatını çektiği acılara dayanamayarak sonlandırmış dedi.Ve ailesine bir mektup bıraktığını söyledi. O an herkes sanıyorum aldığı acı habere rağmen mektupta neler yazdığını fazlası ile merak ediyordu.Muhtarla komutan araca binip Cemil’in evine gittiklerinde  kahvede mektubun içeriğine ait onlarca senaryo yazılmaya başlanmıştı bile.Ertesi gün aile cenazeyi almaya gittiğinde zavallı arkadaşım Cemil’in ne acılar çektiğini nasıl mücadele etmeye çalıştığını yüreklerimiz yanarak öğrendik.Hemen kapı komşusu olan hasan çavuşun güzeller güzeli kızı Ayşegül e deliler gibi sevdalanmış önceleri uzaktan uzağa sevmiş ve dayanamamış sevdasını açmış bu acımasız güzele.Ancak kız ona karşı çok kayıtsız olmakla birlikte
“benim peşime boşuna düşme ancak benim ölümü alabilirsin” diyerekte kesip atmış.
Aslında madden ve manende güçlü bir ailenin mensubu olan merhum arkadaşımız kızın bu duyarsız ve net tavrı karşısında “Eğer köyde kalmaya devam etseydim onu hiç kimseye yar etmeyeceğimi biliyordum.Dolayısı ile ondan kaçmak onu unutmak için buralardan uzaklaşmalıydım.
Ancak geçen onca zaman içinde onu bir saniye olsun kafamdan atamadım.Çiçeklerde onu gördüm.Suya baktım onu gördüm göğe baktım onu gördüm.
Anladım ki bu beden yaşadığı sürece benden bu denli uzak bir insan için yanmaya devam edecek .O mutluluk deryasında yüzerken ben aşk okyanusunda acılara gark olacağım. Yada onun hayatını karartma pahasına onu alacağım her ne şekilde olursa olsun.
Bunu ölesiye sevdiğim insana yapıp onu canlı canlı öldürüp katil olmaktansa bu değersiz hayatıma son vermek hem sevdiğim hemde benim için en güzeli.Sen yeter ki mutlu ol sevdiğim”diye sonlandırdığı mektubunu şu dörtlükle bitirmiş.

yaşamak seninle güzel ancak
senin için ölmek bile güzel
Beni dünyada sevemedin
bari ahirette sev güzel

Anlıyacağınız bizler için daha önceden dinlediğimiz Leyla ile Mecnun,Ferhat ile Şirin aşkı gibi bir aşka ancak biraz farklı olarak tek taraflı bir aşka yaşadığımız yüzyılda şahit olmuş aşkın ulviyetini ve bir insana neler yaptırabileceğini  görmüş olduk.
Şimdilerde aşk ve aşıklar hakkında yazılan çizilenleri gördükçe yüzümü acı bir tebessüm kaplıyor .Bilmem ki bu zavallı arkadaşım mı buna sebep yada kendisini aşık zanneden kişiler mi ?
Haaa kız mı ?
Güzel Ayşegül bu acı olaydan çok etkilendi ve çok üzülüp vicdan azabı ile  yaklaşık on sene hiç kimse ile evlenmedi.Yirmili yaşların  sonuna doğru birazda ailesinin zoru ile evlendi .Gerdek akşamı damat gelin odasına girdiğinde güzel Ayşegül’ü kolları kan içinde buldu .
Belki sevmemişti ancak vicdanı Cemil’e sadakati söylemişti.Oda vicdanının sesine uydu ölüme kucak açtı.
Aşk bu iki fidanı dünyada mutlu etmedi.Dualarımız onlar için ahirette birlikte olabilmeleri için.
Anlattığım olay 1980 yılında Bayburt’ta yaşanmış olup ölenlerin ve ailelerinin saygısına gerçek isimler kulanılmadı.


Tags:

Bilgecan Rüya Yorumu Yemek Tarifleri Sitesi