Usulca Uyanıyor Güneş

Usulca uyanıyor güneş, rüzgâr esiyor, ağaçlar gülümseyerek başlarını sallıyor… Güzel kız bembeyaz örtüler arasında mışıl mışıl uyuyor. Eflatun odasının menekşe perdeleri güneşi içeri davet ederken rüzgâr salınarak pencereden odaya giriyor. Güzel kız uyuyor. Rüzgâr saçlarını okşuyor. Güneş yüzüne dokunuyor. Genç kız baharı soluyor nefes nefes, kuşlar cömertçe rüyasına uçuyor. Tebessüm ediyor; derinleşiyor uykusu… Görüyor… Sımsıcak bahar havası rüzgârla kucaklaşmış her nasılsa, kardeş kardeş dolaşıyorlar. Genç kızın bedeninde bir sıcaklık, bir serinlik…


Perdeler gölgeler ülkesinden ayrılıyor, çekiliyorlar saygıyla; dışarıdan başak sesleri geliyor… Başaklar hoyrat değil, başaklar suskun değil… Dokunuyorlar parmak uçlarıyla, okşuyorlar; seviyorlar. Başaklar, uçuşuyorlar; pencereyi aşıp genç kızın yatağına ulaşıyorlar; genç kız, başak saçlı kız oluyor… Perdeler kapanıyor. Rüzgâr günaydınlaşıp fırtına ülkesine dönüyor; perdeler gölge ülkesine; güneş yükseliyor; tepelere gidiyor. Başaklar zamanın içinde donuyorlar. Menekşe perdeli eflatun oda renk değiştiriyor. Başak saçlı kız, kuşların terk-i rüyasıyla uykuya küsüyor; uyanıyor…

*

Başak saçları güneşin ışıklarıyla yanmaya başlıyor. Genç kız bir sıcaklık, bir yangın hissediyor bedeninde. Ateş bedenini geçip ruhunu yakalıyor. Yanıyor… Gittikçe çoğalan yangının içinde eridiğini hissediyor. Oysa birkaç saniye önce rüyasında dahi bir serinlik hüküm sürüyordu. Genç kız ruhundan gelen derin sızıyla haykırıyor:

“Bu gördüğüm hayat değil, bu yaşadığım rüya değil. Başakların sevişleri yok, rüzgârın okşayışları, güneşin ışığı yok… Başak saçlı kız olmadı aslında… Başak saçlı kız yok… Perdeler kapanıyor. Başak saçlı kız fırtına ülkesine dönüyor; başaklar altın ülkesine… Eflatun perdeler yok. Duvarda posterler sadece…

Saçlarıma bakıyorum, kızıl. Gözlerime bakıyorum elâ. Etrafıma bakıyorum gri. Bu ben değilim. Bu hayatım değil. Sarı sarı salınmalıydım, mavi mavi bakınmalıydım, güller açmalıydı yanaklarımdan; ben periler diyârında olmalıydım. Ve uyandım rüyamdan. Artık gördüğüm kendi rüyam bile değil. Düşlediğim kendi düşlerim, değil.

Uyumalıyım… Başak saçlı güzel kız olmalıyım. Güneş doğarken değişmemeli bu rüya. Değişen bu yürek olmamalı. Hayatın yükü yüklenmemeli; kızıl saçlarım solmamalı. Yaşlar akmamalı anlamsızca. Uyumalıyım…”

*

Başak saçlı kız, güneş saçlı kız oluyor. Anlamıyor nedenini. Güneş yüreğini gittikçe kavuruyor. Yangın ruhunu lime lime ediyor. Yavaş yavaş eriyor sarılar, her taraf kan oluyor. Kırmızılar doluşuyor. Kızıl saçlı kıza dönüşüyor, kızıl saçları soluyor. Anlamıyor. Sadece yanıyor…
 

Sedye Fiyatı Geri Sarımlı Düşüş Tutucu