Oysa senin sevgin

Otobüs camlarında bıraktığım düşlerim gibisin… Yüreğim için saklayıp, yüreğime veremediğim… Geçtiğim her şehirde bir başınalığı duruyor şimdi düşlerimin. Beni bekliyor ömrüm; bense hep kendimi yaşıyor, kendimi tüketiyorum durmadan. Oysa ne çok defa affetmeyi denedim kendimi, senin için… Ertelemedim gurursuzluğumu ve sakınmadım kendimi senin için alçaltmaktan… Sevgini yalanlayan sorularımı bir kez olsun sormadım kendime, görmezden geldim ardımda can çekişen varlığımı… Ellerini bıraktım ben sadece, seni sevmeyi değil… Çünkü ben sende kendimi aldatmaya gelmiştim. Çünkü ben sende; içimde biriktirip de alamadığım tüm sevgileri, ruhuna akıtmaya gelmiştim. Binlerce yıl uzağından gelmiştim; biraz yabancıydım belki sana, belki biraz yorgun… Dağlardan esen bir rüzgar gibi aşkı getirmiştim yamacına. “Hadi toplan, birazdan yağmur yağacak bu şehre, umutlarımız ıslanacak. Hadi toplan, özgürsün artık yüreğimde ve artık yalnızca yüreğinde sensin nefes alan…” demiştim sana… Sense kararsız gözlerinle bakmıştın gözlerime; birine sonsuza kadar ve sonsuz bir özlemle güvenmek ister gibi… Korkularının üzerine gidip, ‘bu defa kendimi yaşayacağım’ der gibi… En kararsız, en ürkek gözlerinle bakmıştın yüreğime; sormaktan çekindiğin bir şeyi yüreğinin derinliklerine gömmek ister gibi… Belki de şu an içimizde yutkunduğumuz tüm bu hüzünler, o içine gömdüğün sorunun yanıtıdır…



Bu sessizlik… Bu kırgın kaçış… Tanıyorum ben bu sürgünü, evet, kendime dönüyorum işte yeniden… Senden, kendime dönüyorum…! Kapatıp kapılarımı, içeride dağılmışlığı –kendimi- selamlıyorum. ‘Hoş geldin’ diyorum, gerçek hayattaki varlığını terk etmiş kendime, hoş geldin… Mutlu olmak için nedensizliğimi sorguluyorum , niçin’lere cevap arıyorum kendimce. Oysa biliyorum, cevapsız kalacak kendime sorduğum tüm sorularım ve sonra kendimi kaybedip kendimi yeneceğim yine, bir öncekinde olduğu gibi… Sonuçsuzluktan ve yalnızlıktan sıkılıp dışarıyı özleyeceğim sonra. Kaçmak, kurtulmak isteyeceğim kendimden ve sonra hayata sesleneceğim; “kurtar beni kendimden! ”Hayat kurtarmayacak oysa beni; kendimden, kendinden kurtarmayacak… Ne şimdi, nede sonrasında… Bense, yüreğimin bağlanmış gözlerinden öpeceğim, ağlayarak… Oysa ben kaç kez kaçıp kendi hapishanemden, sokağından geçtim. Ömrümü aydınlatacakmış gibi bekledim, odanın lambasının yanmasını… Görmüyordum ama biliyordum, oradaydın, perdenin arkasında… Beni; kendi hayatından kaçıp sana sığınmaya çalışan zavallı beni izlediğini… Seni bir tek kendimle aldattığımı biliyordun. Sende hayat gibiydin çoğu zaman, sende hayat gibi hiçbir zaman sevmedin beni içten… Hep kendine muhtaç, hep kendine esir bıraktın. Yüreğine almadın beni hiçbir zaman, ama beni kendime de bırakmadın. Yüzümün aynasından kendini izledin, seni ne kadar sevdiğimi. Oysa senin sevgin; ruhunun içinde kırılan bir ayna gibi yansımasız ve yoksundu hep benim siluetimden. Hiç bilmedim beni ne kadar sevdiğini, beni yüreğinde sakladığın yeri hiç görmedim.



Hadi toplan, birazdan yağmur yağacak bu şehre, umutlarımız ıslanacak. Hadi toplan, özgürsün artık yüreğimde ve artık yalnızca yüreğinde sensin nefes alan… Korkma, sevgim gelmez artık peşinden…
 

Sedye Fiyatı Geri Sarımlı Düşüş Tutucu